Görme Engelliler

"Dijital Ortam Oyun Ortamım Değil, Eğitim Ortamım" Adlı projemizin ikinci ayağı olan VİYANA eğitimi tamamlandı.

VİYANA "SOMUT OLMAYAN KÜLTÜREL MİRASIN KORUNMASI İÇİN BİT ARAÇLARI" KURSU PROGRAMINDA GERÇEKLEŞTİRİLEN FAALİYETLER

 

 

01.05.2016 PAZAR

Saat 15:00 civarında Viyana’ya inildi. Gezi süresince kalınacak otele yerleşip 1 Mayıs kutlamalarını izlemek için yürüyüşlerin başladığı Prater meydanına gidili.

   

Prater;

Prater Meydanı insanların yürüyüş yaptığı, yanında tarihi bir lunapark bulunan bir park. Lunaparkın en önemli özelliği  Wiener Riesenrad yani dev dönme dolap. İmparator Franz Joseph‘in görevinin 50.yılını kutlamak için 1897’de yapılmış ve 30 adet kabini varmış. 2.dünya savaşı sırasında(1944 yılında) yangından dolayı zarar görmüş. 1945 yılında 15 kabinle tekrar inşa edilmiş. Kişi başı 9 Euro’ya binebiliyorsunuz

 

 


 

 

 

 




02.05.2016 PAZARTESİ

Saat 09:00 civarında kurs merkezine gelindi. Kurs eğitmeni tarafından Avusturya´nın eğitim sistemi hakkında bilgi verdi.

 

Eğitim sırasında alınan bilgiler kısaca şöyle özetlenebilir;

            Avusturya’da eğitim sisteminin ve geleneksel parasız devlet okullarının temelleri, Kraliçe Maria Theresa tarafından 1774’te çıkarılan eğitim yasasıyla atılmıştır (6 yıl zorunlu eğitim). Reform niteliğindeki bu yasa 1867’de genişletilmiştir (8 yıl zorunlu eğitim). 1927 ‘de 4+4 şeklinde ilk defa ortaokul kavramı ortaya çıktı. Eğitimde sosyal statüye ve sınıflara dayalı anlayışın egemen olduğu bu dönem 1962’deki eğitim reformuna kadar sürmüştür( 9 yıllık zorunlu eğitim ve eğitmenler için pedagojik eğitim.)

            Avusturya’da karma eğitim sistemi uygulanmaktadır. Eğitim sistemlerinin temel ilkelerinden biri kolaylaştırıcılıktır.3351 civarında okul mevcutken bunların sadece %2.7’si özeldir.

    Okullar

Kindergarten (Ana Okulu)

Yaşı gelmiş ama okula hazır olmayan öğrenciler içindir.

Çocuklar 3 yaşını bitirdikten sonra bir anaokuluna devam edebilirler.

 

Volksschule (İlkokul)

4 yıllık eğitim verilir.

Mecburi dersler ve özel dersler vardır.

Bir yabancı dil eğitimi mecburidir.

Not verilmez.

3. Sınıfa kadar Almanca eğitimi zorunludur.

Zorunlu eğitime tabi, okula hazır olmayan çocuklar hazırlık sınıfına kayıt olurlar.

4. Sınıfın 1. Sömestrisinde çocuğun ilgisi ve başarı durumu göz önüne alınarak hangi eğitim kurumuna devam edebileceği konusunda öneriler sunulur.

 

Hauptschule (Ortaokul)

Ortaokullar kaldırılıp yerini kademeli olarak yeni ortaokula bırakacaktır.2015-16 okul yılı sonuna kadar tüm ortaokullar yeni ortaokullara dönüşecektir.

NMS (Köklü temel eğitim) ve AHS (Temel eğitim) olmak üzere ikiye ayrılır.

Almanca, matematik ve yabancı dil derslerinde başarı grupları vardır.

Okullar kendine özgü ders programları hazırlayabilir.

Spor ve müzik ağırlıklıdır.

AHS  Daha sonra mesleki eğitim alınıp iş hayatına geçiliyor.

NMS’de öğrenciler yeteneklerine göre geleceğe hazırlanıyor. Sınıflar 2 öğretmenlidir. 4 yıldan sonra yüksek okula geçiş hakkı vardır.

3. ve 4. Sınıflarda gençlerin bundan sonra devam edebilecekleri eğitim olanakları ve meslek seçimi ve eğitimi üzerinde ağırlıklı olarak durulur.

 

Polytechnischeschule (Meslek ve Çıraklık Okulu)

14-15 yaş arası öğrencilerin 9. Sınıf eğitimi aldıkları okullardır.

Eğitim bir yıl sürer.

İş hayatına hazırlamak amaçlanır.

Farklı branşlarda eğitim verilir.

İşletme ve meslek gezileri ile işletmelerde, okul harici kurumlarda ve eğitim atölyelerinde gerçekleştirilen uygulamalı meslek tanıtım günleri yoluyla meslek seçimi kolaylaştırılır.

İş ve pratik çalışmalara yönelik bir eğitim sistemi öğrencilerin bireysel kabiliyetlerini ve öğrenme arzularını teşvik eder.

 

Berufsschule (Meslek Okulu)

Çıraklık eğitimi alan gençlere bu eğitimleri boyunca meslekleri ile ilgili temel öğretim sunmakta olup, işletmede alınan meslek eğitimini ve genel eğitimi destekleyici ve tamamlayıcı niteliktedir.

Eğitim 3 yıl sürer. Öğrenci;

Sınıf: 2 gün okula, 3 gün işe

Sınıf: 1 gün okula, 4 gün işe

Sınıf: 1 gün okula, 4 gün işe gider.

İşlerde sigortalı olarak çalışıp en fazla 600 Euro ücret alıyorlar.

Meslek okulu öğrencisi, meslek okulunun son sınıfının öğrenim hedefine ulaştıktan sonra, çıraklık bitirme sınavı sadece pratik bölümden oluşmaktadır.

Çıraklık bitirme sınavından sonra örneğin üniversitede okuyabilmek için çıraklar, 4 kısmi sınavdan (Almanca, matematik, yabancı dil ve uzmanlık dalı) oluşan mesleki olgunluk sınavını vermek suretiyle bu hakka sahip olabilirler.

 

Gymnasium (Genel Lise-AHS)

Öğrencileri üniversiteye hazırlayan bir okuldur.

Avusturya´da var olan 4 okullu eğitim sisteminin en yüksek okulu olup, gidilebilecek en yüksek dereceli lisedir.

Türkiye´de lise seviyesinin üstündedir.

Gymnasium´a girebilmek için ders notlarının iyi olması şartı vardır. 13. sınıfın  sonunda Matura denilen bitirme sınavını başaran kişi mezun olur ve üniversiteye gitmeye hak kazanır. Matura, ulusal olduğu gibi uluslar arası alanda da mezuniyet, lise diplomasına eşittir. Bütün öğrenciler kendi seçtikleri bir konu üzerinde ön bilimsel bir çalışma yazar ve sözlü bitirme sınavı sırasında bu çalışmayı anlatırlar. Matura sınavı 4 dersten oluşur. Bu dersleri öğrenci seçer. İstenilen yabancı dil seviyesi

%100 İngilizce

%70 Fransızca ve Latince

%60 İtalyanca ve İspanyolca’dır.

Türkiye’de İstanbul Lisesi,  Alman Lisesi ve  Sankt Georg Avusturya Lisesi Gymnasium unvanı sahibidir.

4+4 eğitim sistemine sahiptir.

 

 

 

      Bilgilendirmelerin ardından web2.0 araçlarından Prezi hakkında bilgi verildi. Örnek prezi sunumları izlendi ve incelendi. Prezi ile nasıl sunum hazırlanacağı anlatıldı. Ardından her kursiyer bir tane kültürel değerimizi anlatan prezi sunumu hazırladı. Kurs bitiminin ardından ilk kültürel gezimiz olan Kahlenberg Tepesi´ne gitmek üzere yola çıkıldı.

Kahlenberg Tepesi 

             Bu tepe büyük bir otobüs durağı, Merzifon’lu Kara Mustafa Paşa’nın otağının bulunduğu yere yapılmış bir kilise (St. Josefskirche), restaurant ve kafelerden oluşan  bir düzlüktür.

            Osmanlı Ordusu 1683´de Avusturya´ya karşı sefere çıktı. Ordunun yol üstünde stratejik önemi bulunan kaleleri ele geçirmesi beklenirken, Kara Mustafa Paşa doğrudan Viyana´yı kuşatmaya karar verdi. Kuşatma iki ay sürdü. Sadrazamın Yeniçerilerin kenti talan etmelerini önlemek için kentin kendiliğinden teslim olmasını beklediği ve o yüzden taarruza geçmediği bilinmektedir. Ayrıca Kırım hanı Murat Giray, Tuna nehrinin kuzeyinden gelen yardımı önlemekte etkisiz kaldı. Sonunda Lehistan kralı III. Jan Sobieski, 25.000 askerlik bir orduyla Viyana´nın yardımına yetişti. İki ateş arasında kalan Osmanlı birlikleri ağır bir yenilgi alarak Belgrad´a geri çekilmek zorunda kaldı.

 

Tuna nehri boyunca devam eden yürüyüşün ardından;

Türkenschanpark´ta bulunan Yunus Emre Çeşmesi’ni görmeye gidildi.

 

Türkenschanzpark

‘’Türkenschanzpark’’ denilen yerde 1683’de şiddetli mücadeleler olmuştu. Türk tabyası bu gün yeşil alan olarak kullanılıyor.Parkta bir kaç yıl evvel Türkiye tarafından yaptırılan klasik Osmanlı stilindeki‘’Yunus Emre Çeşmesi’’adeta barış,kardeşlik arzumuzu simgeliyor.Yaptıran ve yapanlar güzel düşünmüşler.

 

Yunus Emre Çeşmesi

1991 yılında yapılan çeşme, Viyana 18. bölge belediyesinin ve Türkiye Vakıflar Bankası´nın katkıları ile Türkiye Cumhuriyeti Kültür Bakanlığı tarafından yaptırılmıştır. Çeşmenin de içinde yer aldığı Türkenschanzpark, II. Viyana Kuşatması esnasında bir müddet Merzifonlu Kara Mustafa Paşa tarafından merkez olarak kullandığı alana kurulmuştur.

 

03.05.2016 SALI

    Saat 09:00´da başlayan kurs programımızda medya araçlarını kullanarak gelenek ve görenek tanıtmının nasıl yapılabileceği ve yaygınlaştırılabileceği üzerinde duruldu. Bunun için en etkin araçlardan web2.0 aracı olan  kizio anlatıldı. Bu araçla nasıl video yapılacağı kurs eğitmeniz tarafından açıklandıktan sonra her kusiyer bir geleneğimizi tanıtan bir videoyu kizio aracını kullanak anlattı. Bugünkü ilk kültürel gezi maratonumuzun durağı Askeri Müze(Arsenal Museum) idi. 

Arsenal Museum

            Landstrasse´de 1850/1856 yıllarında Ludwig Foerster ve Theopil Hainsen tarafından planlanıp hayata geçirilmiş ve savaş tarihine ışık tutan önemli bir müze. Yapı, Bizans ve Yeni Gotik stilde yapılmıştır.

            Müzenin içinde 16. ve 20. yüzyıl ile ilgili savaş araç ve gereçleri vardır. Müzenin diğer bir özelliği ise Avrupa´daki en büyük Osmanlı savaş malzemesi koleksiyonuna sahip olmasıdır. Arsenal’in müze yanında başka bir değişik noktası da bazı blokların günümüzde ailelerin iskân ettiği dairelerden oluşmasıdır.

 

 

        Askeri müze ziyaretinin ardından, saat 14:00’te Avusturya Yeşiller Partisi milletvekili Alev KORUN’u yerinde ziyaret edildi. Sayın Alen KORUN bizlere Avusturya’da yaşayan Türklerden ve Avusturya eğitim sisteminden bahsetti. Ayrıca ;

Alev KORUN;

1999 da Yeşiller partisi Türk fraksiyonuna katıldığından,

2008’den beri Milli Meclis’te Yeşillerin İnsan hakları Sözcüsü görevini yürüttüğünden,

9-10 yaşlarında (ebeveynle birlikte) okul ayrımı kararı verildiğinden,

Eğitim düzeyi düşük (dar gelirli) ailelerin uygun olmayan kararlar verdiğinden,

Eğitim tarzının eleştirilen yanları olduğundan,

Eğitimin harcanan para ile orantılı olmadığından,

Eğitim sisteminde kopukluklar olduğundan,

Viyana’nın 9 eyaletten biri olduğundan, yuvaların eyaletlere bağlı ve farklılıklarının çok olduğundan,

5-6 yıl önce ücretsiz yuva uygulamasının başladığından,

Anaokullarında yeterince yer olmadığından, anne-baba çalışan ailelere öncelik tanındığından, annesi ev hanımı olan çocukların daha az şanslı olduklarından,

Dil öğrenme konusunda büyük problem olduğundan, belirli zaman içerisinde Almanca’yı öğrenemezse sınır dışı edildiğinden, bunun yanında Alanca öğrenmeye hiç çaba sarf etmeyen insanların da olduğundan,

1960’larda dil şartı aranmadan işçi talebinde bulunulduğundan, uzun süre bu insanların dil öğrenmesi konusu üzerinde durulmadığından,

200’li yıllarda bunun değiştiği ve dil öğrenme şartı arandığından,

Yabancıların Almanca öğrenmesi konusunda sosyal yaygınlaştırma yapılmaya çalışıldığından,

Halk arasında Türk olarak buraya gelip yeni gelecek kişilere ortamı olumsuz aktaran kişilerin olduğundan,

Tam anlamıyla bir entegre olmadığından ancak bir ayrım da olmadığından,

2000’li yıllara kadar gurbetçilerin geçici ikamet ediyor gibi göründüğünden,

Avusturya‘nın dil konusunda Almanya’dan daha tutucu olduğundan,

1960’larda Almanya’ya  gitmek hedeflenirken gidemeyenlerin Avusturya’ya yerleştiklerinden

Almanya’daki göçmen işçilerin Avusturya’dakilere oranla  önlerinin daha açık olduğundan,

Evlerde, daha çok dar gelirli ailelerde, Türk kanallar izlendiği için günlük hayatta Almanca öğrenimi yok denecek kadar az olduğundan,

Halkın çoğunu uzun yıllar sosyal-demokratları desteklediğinden, sosyal demokratların verdiği sözü tutmadığından,  son yıllarda yeşiller partisine yönelmenin çoğaldığından,

Genç kesimin Avusturya siyasetini yakından takip ettiği için ebeveynini yönlendirdiğinden,

Birçok insanın, ‘Zaten alt seviyedeyiz, göç olursa daha çok ezileceğiz. Aşırı sağcıları destekleyelim ki göç engellensin.’ Dediğinden,

Anne babaları çocuklarıyla iletişim kurarken iyi konuştukları dili kullanmaları gerektiğinden,

Çocuklara kötü bir  Almanca’yla dil öğretmeye çalışmanın daha olumsu sonuçlara yol açabileceğinden,

Her çocuğun ilkokuldan önce bir yıl yuvaya gitme zorunluluğu olduğundan,

Göçmenlerin ağır ve pis işlerde çalıştırılmak üzere getirildiğinden, ev yardımı yapılmadığından, böyle olunca onların şehrin en trafiği yoğun, en oturmak istenmeyecek yerlerine yerleştiklerinden,

Sadece Türk ve Yugoslavların oturduğu bir sokak olduğundan, bu mahallelerdeki okullarda çok göçmen olduğundan,

İnsanların şehre homojen dağıtılmadığından, bir bölgeye sıkıştırıldıklarından,

Özel okulun çok yaygın olmadığından,

Yüksek gelirli ailelerin müziğe çok önem verdiğinden,

Konservatuarların olduğundan,

Avusturya’nın eğitime açık bir ülke olduğundan,

Festivallerin ve etkinlik alanlarının, müzelerin, gezi alanlarının çok fazla olduğundan,

Türklerin Avusturya’da işçi kesimi oluşturduğu düşünülüyorsa da eğitim ve iş anlamında iyi konuma gelmiş kişilerin de olduğundan.

bahsetti.

 

 

 

   Yeşiller Partisi milletvekili Alev KORUN´un ziyaretinden sonra 1. Bölgedeki önemli yerlere yapılan kültürel gezimiz devam etti.

Viyana Belediye Binası

            Viyana belediye başkanı başta olmak üzere Viyana belediye meclisinin genel merkezidir. Bina, şehir merkezinde bulunan Belediye Binası Meydanı´nda bulunmaktadır. Belediye binası aynı zamanda kişisel birliğe de hizmet vermektedir.

Binanın mimarlığını Friedrich von Schmidt üstlenmiştir. Bina Neo-Gotik mimarisi tasarımı ile yapılmış ve inşası 1872 ile 1883 yılları arasında sürmüştür. Kulenin üzerine Viyana´nın sembollerinden olan Rathausmann konulmuştur. Binanın karşısına büyük park yapılmıştır.

 

 

Parlamento Binası

       Viyana Ring Caddesi’ndeki parlamento binası, yuz yılı aşkın tarihcesinde değişik parlamenter kurumları barındırmıştır. İlk olarak Avusturya-Macaristan İmparatorluğu’nun Avusturya kısmının parlamentosu olan İmparatorluk Meclisi’ne ev sahipliği yapmıştır. Bina, 1874 ve 1884 yılları arasında mimar Theophil Hansen’in tasarımına gore inşa edilmiştir. Hansen’in mimari tasarımı, “demokrasinin beşiği” olan antik Yunanistan’ı anımsatır. Bu yapı uslubuna “Tarihselcilik” adı verilir. Binada iki buyuk genel kurul salonu vardır. Bunlar ortadaki buyuk sutunlu avluda birleşirler. Bu şekilde, 1861’de cıkartılan “şubat patenti” adıyla bilinen genelgedeki İmparatorluk Meclisi’nin inşasını yansıtmaktadır, ki bu milletvekili salonu ve villa olmak uzere iki bolumden oluşmaktadır. Cumhuriyete geciş, 1918 yılında Ring Caddesindeki parlamento binasında gercekleşti. 1918 yılında Ring Caddesi’ndeki parlamento binasında, cumhuriyete geciş vuku buldu. Toplanan Millet Meclisi 1919 -1920 senelerinde, gunumuze kadar Avusturya Cumhuriyeti’nin anayasa hukukunun temelini oluşturan, federal anayasayı cıkarmıştır. Parlamento binası, 1934 ile 1945 yılları haric, 1920 senesinden itibaren Avusturya Cumhuriyeti’nin federal yasama organları olan Milli Meclis ve Federal Meclis’in merkezidir. İkinci Dunya Savaşı doneminde bina, bombardıman sonucu ağır hasar gormuştu ve mimarisi yarısına yakın tahrib edilmişti. 1956 yılına kadar yeniden inşa edilmiştir; Milli Meclis Genel Kurul Salonu’na modern ve işlevsel bir uslubla yeni şekil verilirken; bina kamuya acık odaları ve dış goruntusu, buyuk olcude orijinaline sadık kalınarak yenilenmiştir.

 

 

 

Maria Theresia Meydanı (Maria Theresien Platz)

  Avusturya İmparatoriçesi Maria Theresia‘nın heykelinin de olduğu büyük bir meydan burası. Meydanın sağında Doğal Tarih Müzesi(Naturhistorisches Museum Wien),  karşısında Museumquartier adında birçok müzeler topluluğu, sol tarafında da Viyana Sanat Tarihi Müzesi(Kunsthistorisches Museum) bulunuyor. Meydandan sonraki durağımız iyanam Ulusal Kütüphane oldu.

 

 

 

 

 

 

Viyana Ulusal Kütüphanesi

   1365  yılında Avusturya Dükü IV. Rudolf tarafından kurulan Viyana Üniversitesi (Latince adı: Alma Mater Rudolphina), Alman dil ve kültür coğrafyasının en eski üniversitesidir. 71.000 öğrencisi ve 8.000 çalışanı (bunlardan 6000´i bilim adamı) ile Avusturya´nın olduğu gibi Orta Avrupa´nın da en büyük üniversitesidir ve günümüze kadar yapılmış olan dünyanın en iyi üniversite sıralamalarında hep üst sıralarda yer almıştır.

   Viyana Üniversitesi´nde yaklaşık 130 tane bölüm bulunmaktadır. Viyana Üniversitesinin amacı teorik eğitimle pratik araştırma bazlı eğitimi sentezleyerek en yüksek kalitede örgecilerine aktarmaktır. Viyana Üniversitesi´nin 50´ye yakın enstitüsü bulunmaktadır.

   Viyana Üniversitesinin tarihi ana binası 1884 yılında aynı caddede bulunan Avusturya Parlamentosu, Viyana Belediye Binası ve Burg tiyatrosunun tarihi dokusuyla eşdeğer ve bilimin toplumsal değerini yücelten mimarisiyle mimar Heinrich von Ferstel tarafindan yapilmistir. Günümüzde Schottentor da bulunan ana binada Üniversite Yönetimi, Üniversite Ana Kütüphanesi, Ögrenci Isleri, bazi Fakülte ve Enstitüler ve Avusturya nin en büyük amfisi olan Audimax la birlikte birçok amfi bulunmaktadir.

Viyana Üniversitesi´nin kütüphanesi 13  milyon kitap mevcuduyla Avusturya´nın en büyük kütüphanesidir; aynı zamanda Almanca konuşulan ülkelerin en eski kütüphanesidir (kuruluş tarihi: 1365). Bu özelliğinden dolayı kütüphane Orta Çağ´dan günümüze kadarki süreç içerisinde değişen uluslarası bilim tarihi“ olarak adlandırılır. Ana bina daki Aula da Viyana Üniversitesinin 9 tane Nobel ödüllü profesörlerinin heykelleri bulunur. Bahçesinde ise üniversitenin 154 meşhur bilim insanının büstü vardır.Kütüphanenin ardından Opera binasını ziyaret edildi.

 

 

 

 

Viyana Devlet Opera Binası

Orijinal adı Viyana Wiener Staatsoper olan Viyana devlet opera binası Viyana’da yer alan gezilebilecek farklı yapılardan biridir. Bina iki şekilde hizmet veriyor. Hem burada birbirinden güzel konserler veriliyor hem de bina müze gibi turistlere rehberli hizmetle beraber gezdiriliyor.

2. dünya savaşında zarar gören pek çok yapı gibi burası da zarar görmüştür. Üzerine düşen bombalar yüzünden ciddi hasarlar almıştır. Yeniden açılması tam 10 yılı almıştır.

 

 

 

 

Goethe Heykeli (Johann Wolfgang Von Goethe)

(28 Ağustos 1749, Frankfurt – 22 Mart 1832, Weimar), Alman hezarfen; edebiyatçı , politikacı , ressam ve doğabilimci. Aynı zamanda çeşitli doğa bilimleri alanlarında araştırmalar yapmış ve yayınlar çıkarmıştır. 1776 yılından itibaren, Weimar dukalığının bakanı olarak çeşitli idari ve siyasi görevlerde bulunmuştur.

Goethe, şiir, drama, hikâye (düzyazı ve dörtlük şeklinde), otobiyografik, estetik, sanat ve edebiyat teorisi, ayrıca doğa bilimleri olmak üzere birçok esere imza atmıştır. Bununla birlikte, zengin bir içeriğe sahip olan mektup çeşidi, önemli edebi eserlerindendir. ‘Fırtına ve Coşku’ (Sturm und Drang) döneminin en önemli öncüsü ve temsilcisi olmuştur. 1774 yılında ‘Genç Werther’in Acıları’ adlı eseri ile bütün Avrupa’da ün yapmıştır. Daha sonra, 1790 yılından itibaren, Friedrich Schiller ile birlikte ortak ve dönüşümlü bir şekilde, içeriksel ve biçimsel olarak, Antik kültür anlayışı üzerinde yoğunlaşarak, Weimar Klasik’in en önemli temsilcisi olmuştur. Goethe, aynı zamanda, yurtdışında da Alman edebiyatı’nın temsilcisi olarak kabul edilmiştir.

Değeri, ölümünden sonra azalmaya başladığı sıralarda, Goethe, 1871 yılından itibaren, Alman ulusal kimliğiyle, Alman Kraliyet’inde taçlandırılmıştır. Sadece eserlerine yönelik değil, aynı zamanda örnek alınacak yaşantısına yönelik de bir hayranlık oluşmuştur. Goethe, bugüne kadar, en önemli Alman edebiyatçı olarak kabul edilmiş, eserleri ise dünya edebiyatı zirvesinde yerini almıştır.

 

 

 

 

Mozart Heykeli (Wolfgang Amadeus Mozart)

            (d. 27 Ocak 1756 Salzburg , Avusturya - ö. 5 Aralık 1791 Viyana) Klasik Batı Müziği´nde Klasik dönemin etkili ve üretken bestekarlarından biridir. Yapıtları, senfonileri, konçertoları, oda orkestralarını, piyanoyu, operayı ve korolu müzikleri etkilemiştir. 35 yıllık ömrüne 626 eser sığdırmıştır. Mozart, Avrupalı bestekârların en popülerlerindendir ve birçok eseri standart konser repertuarlarında kullanılır. Günümüzde müzik tarihinin en büyük dehalarından biri olarak kabul görmüştür. Babası Leopold Mozart, ablası ise Nannerl Mozart´tır.

 

 

 

Maria Theressa meydanını gezdikten sonra  Stephanplatz meydanına geçtik.

Stephanplatz

Stephansplatz, iki kelimeyle özetlemek gerekirse Viyana´nın kalbi. Eski şehir surlarının, bugünse Ring´in merkezinde yer alıyor. Viyana´ya her gelenin ilk ziyaret ettiği bölge. Şehrin her yerine ulaşımda merkezi bir rol oynuyor. Çevreleyen caddeler şehrin en ünlü ve en işlek caddeleri. Bu caddelerdeki dükkânlar şehrin en pahalı ve lüks dükkanları.  Kafe´leri, lokantaları, turistik eşya ve çikolata satıcıları ile Viyana´nın en kalabalık noktası.

 

Aziz Stephan Katedrali (Stephansdom)

Viyana´nın merkezinde bulunan, 1147 yılında inşa edilmiş olan, Viyana´nın en önemli simgesi durumundaki katedraldir.

Viyana piskoposluk ruhani dairesinin ana kiliselerindendir. Viyana Başpiskoposu Christoph Schönborn´nun ikametgahıdır. Avusturya, Viyana´nın kalbinde Stephansplatz´ta yer alır. Günümüzde Roma mimarı tarzı ve Gotik tarzıyla görünür. Avusturya Dükü IV. Rudolf tarafından geniş bir şekilde yapımına başlanan kilise daha önceki iki harabe kilise üzerinde yükselir. Avusturya´nın başkentinde en önemli dini yapı olarak, ulusun tarihinde pek çok önemli olaya tanık olmuş ve renkli çatısıyla birlikte şehrin en tanınan sembollerinden biri haline gelmiştir.

Aziz Stephan Katedrali ilginç bir bilgiyede sahiptir: Katedralinin çan kulesinde 1534´de ihdas edilen; Osmanlı akıncılarının yaklaştığını görüp çan çalarak Viyanalı´lara haber vermekle görevli bir memuriyet, ancak 1956´da Viyana Belediye meclisince Artık bir Osmanlı tehlikesi kalmadığından ve bu görevin lüzumu olmadığı için.. kaldırılmıştır.

 

 

 

 

Katedralden ayrıldıktan sonra son durağımız veba anıtı oldu.

Veba Anıtı

Veba Sütunları Orta Avrupa kentlerinde bulunan ve en büyüğü 14. yüzyılda yaşanmış olan veba salgını dönemlerinin anısına yapılmış anıtlardır. Sütunların tipik özelliği Hıristiyanlık´ta merkezi bir konumda olan kutsal üçleme inancını temsil etmesidir. Viyana Veba Sütunu Viyana´nın merkez bölgesindeki Graben semtinde bulunan veba sütunudur. Bölgenin en tanınmış sanat eseridir.

1679 yılında kenti kasıp kavuran son büyük veba salgını sırasında kenti terk eden imparator I. Leopold, salgının sona ermesi halinde bir veba anıtı adamıştı. Aynı yıl içinde geçici bir ahşap sütun Johann Frühwirth tarafından inşa edildi. Sütun korint tarzında yapılmış bir sütunda bulunan kutsal üçlemeyi temsil eden bir inayet koltuğu ve dokuz melek korosunu temsil eden melek figürlerinden oluşuyordu. 1683 yılında sütunun mermerden yapılması için Matthias Rauchmiller görevlendirildi. Ancak Rauchmiller´in 1686´da ölümüyle geriye kendisinden sadece birkaç melek figürü kaldı. Birçok yeni tasarıdan sonra projenin tamamlanmasını Paul Strudelüstlendi ve projeyi Lodovico Burnacini´nin planı üzerinde şekillendirdi. Burnacini kutsal üçlemeyi melek figürleri ve önünde diz çökmüş dua eden imparatorun temsil edildiği bir inanç figürü bulunduran bir bulut piramidinin üstüne oturtmayı öngörüyordu. HeykeltıraşlarTobias Kracker ve Johann Bendel´in de katılımıyla sütun 1693 yılında tamamlanabildi.

Uzun süren yapım süresine, defalarca plan değişikliği yapılmasına ve birçok heykeltıraşın katılmasına karşın anıtın homojen bir havası vardır. Planlama zamanındaki yalın, muhafazakar anıt, yapım sırasında veba salgınını teatral olarak simgeleyen barok bir tarz kazanmıştır. Sanat tarihi açısından barok döneme geçişi vurgulayan anıt, dönem heykel sanatını büyük çapta etkilemiş ve tümAvusturya´da benzerleri yapılmıştır.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

04.05.2016 ÇARŞAMBA

       Saat 10:00’da kurs merkezine gidildi.Web-2.0 araçlarından üç tanesi olan Doodle, Canva ve Powtoo hakkında bilgi edinildi. Öğrenilen web araçları ile ilgili uygulamalar yapıldı.

 

Eğitim sırasında alınan bilgiler kısaca şöyle özetlenebilir;

   DOODLE( Anket hazırlama)

Özellikle idari işlerde kullanılır.

Planlamayı kolaylaştırır.

Organizasyon yapılır.

Programa giriş yapılır.

Mail gönderilir.

Karşıdaki kişi (Evet/Hayır)seçim yapar.

Organizatöre sonuçla ilgili rapor maili gelir.

CANVA( Poster, afiş hazırlama)

Belirli şemalar sunar.

İçeriklerde değişiklikler yapılır.

Sunum yapılır.

Poster oluşturulabilir.

CV hazırlnabilir.

Amaca yönelik bir tasarım seçilir.

İçerikleri değiştirilir.

Kaydedilebilir, mail gönderilebilir.

   POWTOON

Şablonlar üzerinde çalışılır.

Video hazırlanır.

 

Öğle yemeğinden sonra Teknik Müze ziyareti için yola çıkıldı.

 

 

05.05.2016 PERŞEMBE

   Konaklanan otelden sabah saat 07:00 da ayrılarak Budapeşte’ye yola çıkıldı. Saat 10:30 gibi Budapeşte’ye varıldı..İlk olarak Kahramanlar Anıtı’na gidildi.. Kahramanlar Meydanı- Binyıl Anıtı Macaristan’ın bininci yılı anısına 1896 yılında dikilmeye başlanmış ancak tamamlanması zaman almıştır. Macarların Aziz ve muhterem Kral´ı  İstvan zamanında Hristiyanlığa geçişi tasvir edilir.

 

Macarlar, tarihlerindeki önemli liderlerin heykellerini meydan dikerek onurlandırmışlar. Her ismin, heykelinin altında da, yaşamından bir kesiti anlatan rölyefler bulunmakta. Macaristan´ın tarihi, Osmanlı tarihi ile iç içe. Tüm müzelerindeki en önemli unsur, Türklerle olan savaşları. Heykelleri dikilen kahramanlarının da büyük kısmı, bir şekilde Osmanlı tarihinde yer alıyor.

 

Kral Hunyadi Janos. 1444´de Varna´da Haçlı ordusu ile 2. Murad´ın karşısında canını zor kurtararak kaçar. Kral 1. Lazlo´nun bu savaşta ölmesi üzerine 1446´da V.Lazlo´nun çocuk yaşta olması sebebiyle kral naibi olarak 1456´ya kadar Macaristan´a hükmeder. 1454´da Osmanlı ordusunun, Belgrad´ı kuşatmasında yaptığı savunma ile şehrin alınmasını engellediği için ulusal kahraman sayılır.

 

Tököli İmre´nin yaşamı da Osmanlı ile iç içedir. Erdel Prensi´dir. Habsburg´lara düşman olduğu için veziriazam Köprülü Fazıl Ahmet Paşa´nın himayesine girmek ister. 1681´de Merzifonlu Kara Mustafa Paşa´nın izni ile kendisine Ortamacaristan krallığı verilir. Osmanlı ordusunun yanında avrupanın kutsal ittifak devletlerine karşı savaştı. Almanları bozguna uğrattı. Zenta yenilgisinden sonra Osmanlı´ya sığındı. İzmit´te ikamet etti. Karlofça görüşmelerinde Avusturya israrla istediyse de Osmanlı, onu iade etmedi. 1705´de İzmit´te öldü. Kullandığı mühürde "Muin-i Ali Osman´a itaat üzereyim emre, Kral-ı Orta Macar´ım ki namım Tökeli İmre" yazardı. Resmi törenler ve kutlamalar bu meydanda yapılır, Meydanın ortasındaki büyük sütun ve çevresi. Sütunun altında Macaristan tarihinin önemli kahramanlarının heykelleri bulunmakta. Alanın güney tarafında kalan "Güzel Sanatlar Müzesi"bulunur,

Budapeşte’ye giden herkesin mutlaka ziyaret ettiği yerlerin başında bu geniş meydan gelir. Macarların, bugün sahip oldukları topraklara gelip yerleşmelerinin ve burayı yurt edinmelerinin 1000.yılı anısına 1896 yılında inşaatına başlanan bu alan anıtların inşası 1929 yılında tamamlanmıştır. Meydanın ortasındaki anıtı üç temel parçaya ayırarak incelemek mümkündür. Bunlardan birincisi, meydanın ortasında yerde bulunan anıt mezardır. Etrafı bir zincir ile çevrili olan anıt mezar ‘Cenotaph’ olarak adlandırılır. Yarısı Latince yarısı ise Yunanca kökenli olan bu kelime, ‘Boş Mezar’ anlamına gelir ve içinde herhangi bir gömü yoktur. Yapı, uluşun bağımsızlığı ve halkın özgürlüğü için hayatını veren kahramanlara adanmıştır.

Boş mezarın hemen arkasında, yüksek bir kaide görülür. Kaidenin üzerinde yüksek kolonun üzerinde, bir elinde Macar Krallığı’nın ilkkralı olan ve daha sonra azizlik mertebesine yükseltilen İstvan’ın (Aziz Stephan)’ın kutsal olarak kabul edilen Macaristan tacı, diğer elinde ise Piskoposluk hacı taşıyan Cebrail bulunur. Kolonun hemen altında ise, atlara binmiş olarak yedi kişinin heykeli yer alır. Bu kişiler, Macar halkını Karpatlar’a getiren ve Macar halkının kurucuları olarak kabul edilen yedi kabilenin liderleridirler. En önde bulunan kişi, Macarların büyük prensi olan Arpad’dır. Solunda ve sağında ise diğer kabilelerin liderleri olan Elod, Ond, Kond, Tas, Huba ve Teteny yer alır. Bu heykellerin ardında ise, birer kanat şeklinde sola ve sağa doğru yerleştirilmiş, öndeki kaide ve heykellerle bir bütünlük sağlayan iki adet kolonlu yapı bulunur. Her bir kanatta 7’şer adet olmak üzere Macar tarihinde önemli roller almış olan 14 önemli kişinin heykelleri bu kolonların arasında yer alır.

 

Soldan sağa doğru kolonlarda yer alan kişiler:

01. I.Stephan (Istvan)

02. I.Ladislaus

03. Coloman

04. II.Andrew

05. IV.Bela

06. I.Charles

07. I.Louis

08. Janos Hunyadi

09. Matthias Cornivus

10. Istvan Bocskay

11. Gabriel Bethlen

12. İmre Tököly

13. II.Francis Rakoczi

14. Lajos Kossuth

 

Heykellerin yer aldığı kolonlu yapıların üzerinde, her birinde ikişer adet olmak üzere toplam dört adet daha anıt heykel yer alır. En solda elinde tırpan tutun bir heykel ve tohum atan bir kadın heykeli görülür. Bu figür çalışma ve bolluğu sembolize eder. Tam en sağda ise yine elinde bir heykel tutan bir adam ve yine elinde nişan şeridi tutan bir kadın heykeli görülür. Bu heykeller ise bilgi ve zaferi sembolize eder. Kolonlu yapının orta kısmında ise yüzleri birbirine bakan ve savaş arabaları içinde betimlenmiş iki kadın figürü görülür. Soldaki kadın elinde savaş sembolü olan bir yılan görülürken, diğer kadını elinde ise barışın sembolü olan palmiye görülür.

 

 

             Kahramanlar Anıtın´nın ziyaretinin ardından Gül Baba Türbesi’ni ziyaret edildi.

 

             Osmanlı Padişahı Kanuni Sultan Süleyman´ı etkileyen ve Avrupa taaruzlarına katılan önemli bir Bektaşi Babası dır. Hayat yolu Evliya Çelebi tarafından yazılı kaynaklara geçirildi. Gül Baba´nın Budapeşte’de türbesi ve heykeli bulunuyor. Başından gülü elinden ise tahta kılıcı eksik olmazmış. Savaşlarda başının üstünde bir gül taşıdığı için Gül Baba diye anıldığı rivayeti nesilden nesile iletilir.

1481´de II. Bayezid döneminde Galata´nın üstleri, Perşembe Pazarı´nın Voyvoda Konağı´nın yukarılarına düşen bölge, sık ağaçlarla kaplı ve avlanmaya müsait bir bölgedir. Sultan II. Bayezid mevsim kış olmasına rağmen bu bölgede avlanırken, bir av dönüşünde, günlerini, yetiştirdiği gül fidanları arasında ibadetle geçiren Gül Baba´ ya rastlar. Gül Baba´nın kendisine sarı ve kırmızı güller sunmasından memnun olan Sultan, kendisinden dileğini sorar. Adını yetiştirdiği güllerden alan Gül Baba, bahçesinin ilerisindeki tepeyi göstererek, "Bu tepeye, mekteb-i irfan tesis ile, orada okuyup yazanları hizmet-i hümayununda istihdam eyle, vakti gelince devletine lazım olur" der. Sonuçta devlete görevli yetiştirmek amacını güden Galata Sarayı kurulmuş olur

Sayısız savaşa katıldıktan sonra, 1526 yıllında Kanuni’nin daveti üzerine Gül Baba Budin seferine katılıyor. 1531 yılında Budin´e gelmiş ve 10 yıl burada yaşamıştır. 1 Eylül 1541 yılında vefat etmiştir. 2 Eylül 1541 tarihinde 200 bin kişinin cenaze namazına katıldığı bilgileri Evliya Çelebi´den sözlü gelenekden yazılı kaynaklara dökülür. Yalnız Türkler tarafından değil aynı zamanda Macarlar tarafindan da çok sevilen ve Halen Macaristanda Gül Baba adıyla yaşatilan efsanevi bir kişiliktir. Aynı isimle bir macar filmide mevcuttur. Evliya Çelebi, elinde büyük bir tahta kılıçla savaşlara katılan Gül Baba´ya bu lâkabın verilmesine, daima bir gül taşımasının sebep olduğunu da belirtmiştir.

Gül Baba Budapeşte´de bir yüksek tepeye gömülür ve tepeye "Gültepe" adı verilir (Macarca. Rózsadomb). Türbesinin yanına yaptırılan Gül Baba Bektaşi Tekkesi, 1686 yılında yıkılmıştır. Bir diğer kaynağa göre Gül Baba´nın iki mezarı daha vardır. Bunlardan bir tanesi, Galatasaray Lisesi´nin arka bahçesindedir ve sembol mezardır (makam). Mezar ise Boğazkesen´den Tophane´ye inen yolun sağında bulunan Gül Baba sokağındaki caminin avlusundadır. Mezar I. Abdülhamit zamanında onarılmış ve başına kitabeli bir taş dikilmiştir.

Ordu sefere çıktığında, Osmanlı Yeniçeriler döneminde, askerlerin ruhlarını güçlendirmek için dervişler, saz ozanları de sefere katılıyor, mola zamanlarında dualar okunuyor, destanlar söyleniyordu. Dervişler, saz ozanları gerektiğinde silâhlanıp savaşa da katılıyorlardı. Gül Baba, savaşlara katılan dervişlerden biriydi.

 

 

 

 

 

 

          Gül Baba Türbesi’nden ayrılırken Macar halkının hayranlık duyduğu büyük liderimiz Mustafa Kemal Atatürk’ün adının burada bir caddeye verildiğini gördük. Ayrıca  burada  bir de Türk caddesi olduğunu öğrendik. Macar halkının Türklere karşı olumlu yönde bir sempatisi var olduğu çok net olarak görülüyordu. Bu arada Budapeşte’ye gelen 7 boydan 3 nün Türk boyu olduğu biliniyor.1 boyunda Türk olup olmadığı konusunda araştırma yapılıyor.

 

         Daha sonra Abdurrahim Abdi Arnavut Paşa’nın mezarını ziyaret ettik. Mezar taşında ‘Bu yerin yakınında yaşamının 70.yılında şehit düştü. KAHRAMAN DÜŞMAN RAHAT UYUSUN yazıyordu.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

     Bir sonraki durağımız Budapeşte Kütüphanesi oldu.

Macaristan Orta Avrupa´da Türkiye´nin yedide biri kadar büyüklükte bir halk cumhuriyeti.

Macaristan Cumhuriyeti ya da kısaca Macaristan, Avusturya, Slovakya, Ukrayna, Romanya,

Sırbistan, Hırvatistan ve Slovenya ile komşu olan, denize kıyısı olmayan, Avrupa Birliği üyesi

bir ülkedir. Orta Avrupa ile Balkanlar arasında bir ovaya yayılan Macaristan, Türk´lerin son

400 yıllık tarihinde yakın ilişkiler geliştirmiş oldukları bir ülkedir. Berlin´den sonra Orta Avrupa

nın en büyük ikinci şehri olup, Macaristan nüfusunun beşte biri de burada yaşamaktadır.  

Orta Macaristan´ın kuzeyinde, Tuna Irmağı üzerindedir. Irmağın batı (sağ) kıyısındaki Buda,

doğu (sol) kıyısındaki Peşte ve Buda´nın kuzeyindeki Obuda şehirlerinin 1873´te birleşmesiyle

Budapeşte ismini almıştır.

    Şehrin farklı yerlerine yapılan ziyaretlerin ardından otele geri dönüldü.

 

 

 

 

 

 

06.05.2016 CUMA

     Saat 08:00’de başlayan kurs programımızın bugünkü konusu kültürel değerlerimizin uluslararası platformda nasıl paylaşılacağı konusu idi. Bunun içinde en güzel ortamın e-twining olacağı belirtildi. E-twiningin ne olduğu, nasıl kayıt olunacağı ve e-twiningte projelerin nasıl yapılacağı konuları anlatıldı. Tüm kursiyerler e-twinine kayıt olarak herkes birbirini listesindeki kişilere ekleyerek. Yapabilecekleri projeler hakkında birbirleriyle paylaşımda bulundu. Kurs bitimimin ardından Milli Eğitim Müdürlüğü’nde görevli Şerafettin YILDIZ’ı ziyaret etmek için yola çıktık. Bizi kapıda karşılayan Yıldız’la keyifli bir sohbet başladı:

Yabancılar (zorunlu eğitim) eğitim danışmanlığı yaptığundan,

Viyana’da en çok Alman’ların ikamet ettiğinden,

1960’lı yıllardan beri göç olduğundan.

50 yıl geçmesine rağmen Türk’leri sadece Türkiye gündemini takip edip yaşadıkları yere yabancı kaldıklarından,

Avrupa’nın kurallar ülkesi olduğundan,

Her kurumun kendi görevini yaptığından,

Avusturya’nın dünyanın 8. Zengin ülkesi olduğundan,

Bölgedeki önemli şehirlerin Viyana, Prag ve Budapeşte olduğundan, mimarilerinin birbirine benzediğinden,

Viyana’nın çok eski olduğundan ve bunu korumaya çalıştıklarından,

Kendi anadilini konuşamayan çocuk ikinci bir dili konuşamaz anlayışı olduğundan,

Buraya göç edenlerin çoğunun kendini dış dünyaya kapatıp kendi kültürel hayatını yaşamaya devam ettiğinden,

Türkiye’de bir dinamizm varken burada yaşayan insanların geldiği tarihte takılıp kaldıklarından bahsetti.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

            Bir sonraki gezi durağımız Schönbrunn Sarayı oldu. Schonbrunn Sarayı Viyana’nın yıldızı. Habsburg’ların yazlık sarayı olarak kullanılan bu yapı, Fransızların Versailles Sarayı örnek alınarak yapılmış. 1400 Odası bulunan Hofburg Sarayının başrolü Sisi’de iken Schonbrunn Sarayının yıldızı Kraliçe Maria Therasa imiş. 16 çocuğu ile tam bir hanedan annesi olan Maria Therasa Avusturya hanedanının en güçlü kadını. 11 kızının 10 tanesini  politik amaçlar ile evlendirerek tüm Avrupa hanedanları ile yakın ilişkiler kurmuş ve bu sayede politik olarak da çok güçlenmiş. Kızlarından birisi “Ekmek yoksa Pasta yesinler” sözü ile ön plana çıkan Maria Antoinette imiş.

Saray dış cephesi pek bir ruhsuz da olsa, içi dönemin tüm ihtişamını ve şaşasını ön plana çıkarıyor. Bu sarayı gezerken gerçekten de bir imparatorun sarayını geziyormuş hissine kapılıyorsunuz. Schonbrunn Sarayı da bir kompleks aslında. Saray, bahçeleri sarayın karşısında yer alan Zafer Takı (Gloriette) İmparatorluk Saray Araçları Müzesi, Çocuk Müzesi ve Hayvanat Bahçesi ile Palm House sarayın içinde gezilecek yerler arasında. Schonbrunn Sarayına gitmek için metro kullanmak gerekli. Yine Karlsplatz’dan geçen yeşil Renkli U4 hattına binip Schonbrunn isimli durakta inmek yeterli olacaktır. Hayvanat Bahçesine gitmek için bir sonraki durak olan Heitzing durağında da inmek mümkün.

Sarayın arazisi 1569 yılında Habsburg Hanedanına geçmiş. O vakitler burası eğlence amaçlı, oyun, gezi park alanı ve hayvan üretme çiftliği olarak kullanılıyormuş. İmparator Matthias bu arazide avlanırken tesadüfen bir "güzel çeşme" bulur ve sarayın adını buradan aldığı anlatılmaktadır [Schönbrunn (schöner Brunnen ) güzel çeşme anlamına gelen bir isim]

 

 

 

 

 

 

 

 

 

             Bir sonraki gezi yerimiz Viyana Üniversitesiydi. 1365 yılında Avusturya Dükü IV. Rudolf tarafından kurulan Viyana Üniversitesi (Latince adı: Alma Mater Rudolphina), Alman dil ve kültür coğrafyasının en eski üniversitesidir. 71.000 öğrencisi ve 8.000 çalışanı (bunlardan 6000´i bilim adamı) ile Avusturya´nın olduğu gibi Orta Avrupa´nın da en büyük üniversitesidir ve günümüze kadar yapılmış olan dünyanın en iyi üniversite sıralamalarında hep üst sıralarda yer almıştır.

Viyana Üniversitesi´nde yaklaşık 130 tane bölüm bulunmaktadır. Viyana Üniversitesinin amacı teorik eğitimle pratik araştırma bazlı eğitimi sentezleyerek en yüksek kalitede örgecilerine aktarmaktır. Viyana Üniversitesi´nin 50´ye yakın enstitüsü bulunmaktadır.

Viyana Üniversitesinin tarihi ana binası 1884 yılında aynı caddede bulunan Avusturya Parlamentosu, Viyana Belediye Binası ve Burg tiyatrosunun tarihi dokusuyla eşdeğer ve bilimin toplumsal değerini yücelten mimarisiyle mimar Heinrich von Ferstel tarafindan yapilmistir. Günümüzde Schottentor da bulunan ana binada Üniversite Yönetimi, Üniversite Ana Kütüphanesi, Ögrenci Isleri, bazi Fakülte ve Enstitüler ve Avusturya nin en büyük amfisi olan Audimax la birlikte birçok amfi bulunmaktadir.

Viyana Üniversitesi´nin kütüphanesi 6,5 milyon kitap mevcuduyla Avusturya´nın en büyük kütüphanesidir; aynı zamanda Almanca konuşulan ülkelerin en eski kütüphanesidir (kuruluş tarihi: 1365). Bu özelliğinden dolayı kütüphane Orta Çağ´dan günümüze kadarki süreç içerisinde değişen uluslarası bilim tarihi“ olarak adlandırılır.

Ana bina daki Aula da Viyana Üniversitesinin 9 tane Nobel ödüllü profesörlerinin heykelleri bulunur. Bahçesinde ise üniversitenin 154 meşhur bilim insanının büstü vardır.

Viyana Üniversitesi´nin uluslarası alanda araştırma ve eğitim konularında çok güçlü bağlantıları bulunmaktadır. Erasmus/Sokrates Programları ile birlikte ASEA-UNINET, UNICA ve EUA üye olduğu bazı uluslararası eğitim programlarıdır. Viyana Üniversitesi´nin 331 adet partner üniversitesi vardır. 130 ülkeden öğrenciler her yıl 10.000´in üzerinde sunulan dersten faydalanmaktadırlar.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

          Günün son gezisini Belvedere Sarayı’na yaptık. Belvedere Sarayı, Landstrasse´de iki parçadan oluşan barok stilde bir saraydır.

Belvedere Sarayı, 1668-1745 yıllarında Savoy Prensi Eugen emri ile mimar Johann Lucas von Hildebrandt´a yaptırılmışdır. Yukarı ve Aşağı Belvedere Sarayı olarak iki parçadan oluşan barok yapılar birbirine çok geniş ve gözalıcı bir bahçe ile bağlıdır. Landstrasse´de bugün müze olarak kullanılan yapılarda çok önemli tarihi tablolar da vardır.

         Yukarı Belvedere Sarayı´nın en önemli özelliği ise 1955 deAvusturya’nın 2.Dünya Savaşı’ndan sonra özgürlüğüne kavuştuğu anlaşmanın burada imzalanmış olmasıdır.

Bevledere Sarayı Viyana kuşatmasında savunmayı yöneten ve başarılı olan Prens Eugen Savoy’a hediye edilmiş bir saraydır.Prens daha sonra Avusturya ordusunun başında Osmanlılardan Belgrad’ı alarak ününe ün katmış.Savaşta kazandıklarını sanata yatırmış.Bir nevi bizim Pargalımız gibi.Sarayda Monet Manet,Van Gogh gibi ressamlar ile Rodin gibi heykeltıraşların eserleri sergileniyor.Sarayın tam karşısında Türk Büyükelçiliği bulunuyor.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

          Bevledere Sarayı sonrası otele dönüldü. Akşam yemeğinden sonra sertifikalarımız sunuldu.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

07.05.2016 CUMARTESİ

Otelde yapılan kahvaltının ardından hep birlikte Viyana 1. Bölgede biraz gezip alış veriş yapıldı. Akşam yemeğinden sonra da Tuna Nehri Kıyısına gezinti yapıldı.

 


Paylaş Facebook  Paylaş twitter  Paylaş google  Paylaş linkedin

  Beğen | 0  kişi beğendi